Son zamanlarda birçok alanda kelimelerin — sektörel tabirimizle mesajların — insan hayatında ne kadar dönüştürücü olabildiğini daha net gözlemliyorum.
Aklıma da pandemideki “Hayat Eve Sığar” mesajı geliyor. Hepimiz duygusaldık; şaşkındık, kaygılıydık… Ama üç kelime yan yana geldi ve evin o anda “en güvenilir liman” olduğunu anlattı.
”Hayat Eve Sığar”, sadece bir slogan değildi, milyonlarca insanın davranışını yöneten stratejik bir mesaj mimarisiydi. “Virüs bulaşıcı, evde kalın” denseydi, bu bilgi kalbimize dokunmadan zihnimizde kaybolup gidebilirdi.İçimizden ‘’ Amaaannn’’ deyip geçebilirdik de.Ama “Hayat Eve Sığar” denildiğinde ev; yurt, güven, demekti. Evin en güvenli limanın demekti…Kısacası bu üç kelime yan yana hayatın kendisi oldu. Hepimiz yalnızca bilgiyi değil, anlamı içselleştirdik.
Buradan bakınca şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Bir markanın mesajı, ne yaptığını anlatan kuru bir metin olamaz.
Mesaj; hedef kitlenin acı noktasına dokunmalı, çözümü hissettirmeli ve eyleme kolaylaştırmalıdır. Çünkü markanın ayakta kalma ve sürdürülebilir olmasının temel amacı olan satış, çoğu zaman daha çok iknadan değil müşterinin zihnindeki belirsizliğin azalmasından doğar. Bir taraftan ‘’hadi eyleme geçelim’’ demenin içten içe kolaylaştırılmış bir yoludur da diyebiliriz.
Aşağıda hazırladığım basit bir carousel ile siz de kendi markanızın/şirketinizin mesajını hızlıca analiz edebilirsiniz.
Not: Böyle karlı bir güne de uygun bir yazı olmuş sanki 🙂